ÂhSen-Ì TA|{vÌm's profileالسلام عليكم و رحمة الله...PhotosBlogLists Tools Help

السلام عليكم و رحمة الله و بركاته ÂhSen-Ì TA|{vÌm

Biz insanı, gerçekten en güzel bir biçimde(Ahseni Takvim üzere)yarattık.

 ÂhSen-Ì TA|{vÌm   Biz insanı, gerçekten en güzel bir biçimde(Ahseni Takvim üzere)yarattık

April, 2006

Gidecek başka kapınız var mı??

 

img223/497/subhan1ev.gif

 

Gidecek başka kapınız var mı?
Bir gece pirin biri sabaha kadar ibadet etmiş, seher vakti elini
Allah'a kaldırıp hâcet dilemişti. O sırada kulağına gâipten şöyle
bir ses geldi:
-İster defol git, ister yalvarıp yakarmana devam et; bu kapıda senin
dileğin kabul edilmeyecek. Boşu boşuna uğraşma, başının çaresine
bak!

Pir ertesi geceyi de zikirle, ibadetle geçirdi. Müritlerden biri
onun durumunu öğrenmişti: "Pirim" dedi; "gördün ya, sana o taraftan
kapı kapanmış. Boş yere bu kadar uğraşıp durma!"

İhtiyarın gözlerinden, yüzüne hasretle, yakut renginde yaşlar
boşandı.

"A oğlum" dedi; "eğer bundan daha iyi bir kapı bilseydim, ancak o
vakit umudumu keser, geri dönerdim. O benden dizginini çevirdi ama,
sanma ki terkisinden ben el çekeceğim. Dilenci, eğer başka bir kapı
tanıyorsa, herhangibir kapıdan mahrum döndüğü zaman gam yemez. Evet,
benim bu semte yolum yokmuş, işittim. Ama başka bir ülkeye gitmem de
imkânsız."

Pir bunları söylerken kendini Allah'a vermiş, başını yere koymuştu.
O sırada can kulağına bir ses geldi; diyorlardı ki:

"Bize lâyık bir hüneri yoksa da onu kabul ettik. Çünkü Bizden gayrı
sığınağı yok!
"
February, 2006

A H İ R Z A M A N HADİSLERİ

 Peygamberimiz bazı hadislerinde ümmetinin ömrünün binbeşyüz seneyi geçmeyeceğini söylüyor.Ve ahirzaman olarak belirtilen son safhada da yaşanacak kıyamet alametlerrini sıralıyor.Aşağıdaki yazıda,Peygamber Efendimiz(s.a.v.)'in 14 asır önce haber verdiği bu alametleri okuyacaksınız........

*İnsanların başına bir zaman gelecek ki ,onlardan faiz yemiyen kalmayacak yemese bile tozu mutlaka bulaşacaktır.

*Bir çok kişi az bi dünyalık zarfında dinini feda edecektir.

*Kazanç,belirli kişiler arsında dolaşacak,dar gelirliler açlık ve sıkıntıya düşecekler.

*Fitne her eve girecek ve tecrübesiz gençler başa geçecekler.

*Kur'an'dan bir resim,islam'dan bir isim,Müslümandan bir cisim kalacak.

*Üç şey çok kıymetlenecek;Helâl para,kendisiyle amel edinen sünnet ve candan bir dost.

*Ecnebiler çoğalacak ve müslümanlara galebe edecekler.

*Sonradan gelen nesiller ,önceden gelenlere sövüp sayacaklar.

*Mihnet,bela,musibet artacak,rahat ve huzur kalmayacak,kimse eliyle bunları önleyemeyecek.

 

 

*Köylüler şehirlere akın edecekler ve ne idüğü belirsiz deve çobanları,bina yaptırmakta birbirleriyle yarışacaklar.

*Bir Müslüman koyundan daha âciz olacak,hor ve hakir görülecek.

*İlim azalacak,cehalet,anarşi ve cinayetler artacak,adam öldürmek hafif bir suç sayılacak.

*Hilesiz iş yapılamayacak,tacirler ve yazarlar artacak kalem bollaşacak.


*Kişi elbisesini sakındığı kadar dinini sakınmayacak ve fakirler de namaz kılmayacak.

*Akrabalık bağları kopacak ve selam,sadece tanıdık olanlara verilercek.

*Zenginler ticaret için,hafızlar riya ve gösteriş için hacca gidecekler.

*Büyükleri merhametsiz küçükleri hürmetsiz olacak;çocukları terbiye,köpekleri terbiyeden daha zor olacak.

*İnsanlar kötülüklerden birbirlerini sakındırmayacak ve iyiliği emretmeyecekler.

*Minareler çoğalacak,camiler süslenip ziynetlenecek(kilise ve havralar gibi) ve içlerinden yüksek sesler gelecek.

*Hainlere emin,emin olanlara hain denilecek ve ''şurada emin bir insan vardır''denilecek kadar emin insan sayısı azalacak.

*Kişiye ,şerrinden korkulduğu için ikramda bulunulacak.Görünüşte dost fakar esasında düşman sayısı artacak,sözler hep yalan ve birbirine muhalif olacak,amir ve memur çok ,doğru iş yapan az olacak.

*Yıldızlar(fal)doğrulanacak ve kader yalanlanacak.

*Allah ü Teâlâ apaçık inkar edilecek.

*Âlicenaplık,izzet-i ikram ve cömertlik duyguları kaybolacak ve haklar para karşılığı satılır hale gelecek.

*Cemaatin inancı zayıf,ibadeti taklit olacak,hafızlar çok ama âlim bulunmayacak.

*Zenginlere itibar edilecek,cimrilik artacak,zekat ağır bir borç olarak kabul edilecek.

*Âlimler para ve dünyalık karşılığında ilim öğretecek,ahiret ameli ile dünyalık talep edecekler.

*Dinden garı hususlar için öğrenim yapılacak.

*Erkekler kendilerini kadınlara,kadınlar da erkeklere benzeyecekler.

*Erkekler erkeklerle ,kadınlar kadınlarla münasebetsiz alakalar kuracak.

*Her tarafta şarkıcı ve çalgıcı kadınlar zuhur edcek.

*Söz kadınlarda olacak ve zina yaygınlaşacak.

*Kadınlar,saçları deve hörgücü gibi ,sokaklarda dolaşacaklar.

*Haram işlemeyi kolaylaştıran imkanlar artacak,gençler günah işlemeye ve kötülük yapmaya çok meyledecekler.

*İmanı kalpte tutmak,kor ateşi elde tutmaktan daha zor olacak,kişi gece mü'min yatacak sabah kafir olarak kalkacak veya bunu tersi olcak.

*İçkiyi devletler teşkil edecekler ve muhteliif isimler altında içilecekler.

*Dünya işlerine dalıp ahiret işleri unutulacak,Allah'ın kitabıyla hükmetmek ayıp sayılacak.

*Büyük ve gösterişli binalar yapılacak ve bunlardan dolayı sokaklar daralacak.

*Yırtıcı hayvanların derileri tabaklanarak çeşitli giyim eşyası yapılacak.

*SAbah giyinen elbise başka akşam giyinen elbise başka olacak.Önünüze yemeklerden biri gelip diğeri gidecek ve Kabe'nin örtüldüğü gibi evlerimizin duvarları da halılarla süslenecek.

*Ümmetimin erkekleri şişmanlayacak ve semizleşecekler.

*Dedikodu yaygın bir hal alacak.

*Herkes ''kazanamadığından ve geçinemediğinden ''şikayetçi olacak.

*Yalancı şahitlik ve boşanmalar artacak,ani ölümler sık görülecek.

*Mal çoğalıp sel gibi akacak,mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğu hilekar olacak.

*Kişi karısına itaat edip anasına asi olacak ve arkadaşına yaklaşıp babasından uzaklaşacak.

*Gönüller birbirini sevmez olacak,dince ve dünyalık işlerde muhtelif görüşler belirlenecek,kardeşler bile dinde ve mezheplerde ihtilaf edecekler.

*İmar edilen şeyler harap edilecek,harap olanlar ise imar edilecek.

*Fazıklar başa geçecek ve konuşmasını bilmeyenler halka hitap edecekler.

*Arap arazisinin çölleri ,nehirlere ve çöllere kavuşacak.

*Faize alış-veriş;rüşvete hediye denecek,tefecilik artacak,helal-haram unutulacak,para gelsin de nerden gelirse gelsin dencek.

*Zaman kısalacak.Bir sene bir ay gibi,bir ay bir hafta gibi,bir hafta bir gün gibi geçecek,bir günün geçmesi ise bir yaprağın yanması kadar çabuklaşacak,hiçbir şeyde bereket kalmayacak.

KAYNAKLAR:
1.Riyâzüs-Salihîn.İmam Nebevi Terc:Mehmed Emre
2.Tezkiret-ül-Kurtubî.İmam Şaranî
3.Kıyamet almametleri Ramuz el-Ehadis'ten Dersler
4.Kitab ül-Keşf,Celaleddin-i Suyuti,El yazma eser Süleymaniye Kütüphanesi
5.Kıyamet alametleri,Muhammet el-Hüseyni. Terc:Naim erdoğan.

February, 2006

Yarışmaya katılımlarınızı bekliyoruz..

 

worldislam

 

TÜM İSLAMİ SPACE SAHİPLERİNİ BEKLİYORUZ!

 http://spaces.msn.com/wordislam/

 WORD SPACES LİST SAYFASI OLARAK AMACIMIZ,

 İSLAMİ SPACESLERİN SAYISININ ARTTIGI ŞU

 GÜNLERDE,

 TÜM İSLAMİ SPACES SAHİBLERİNİ BİR ARAYA

 TOPLAMAK, YARIŞMA,

 FİKİR ALIŞ VERİŞİ VB KONULARDA SPACESLERİ

TANITMAK İÇİN HAZIRLANMIŞ WORD İSLAM SPACES SAYFAMIZA HOŞGELDİNİZ,

 LİSTELERİMİZDE YERİNİZİ ALMAK İÇİN, MAİL

 ADRESİMİZ

wordislam@hotmail.com

February, 2006

ŞEYTANDAN KORUNMA YOLLARI

<<Ey o bütün iman edenler!Şeytanın adımlarına uymayın! Her kim şeytanın
adımlarına uyarsa,şüphe yok ki o(şeytan)çirkin ve merdud şeyler emreder..>>
(Nur suresi,21)
<<Haberiniz olsunki şeytan size düşmandır,siz de onu düşman
tutun;çünki o edrafına toplanan hizbini ancak ashab-ı sairden(çılgın ateşin
ehlinden)olsunlar diye davet eder.>>(Fatır,6)

1-İhlâs
2-Peygamber efendimiz(s.a.v)in sünnetleri doğrultusunda Allâh a(c.c) kulluk etmek
3-İslâm cemaatine sarılmak
4-Devamlı Cemaatle namaz kılmak
5-Kitap ve Sünnete sarılmak
6-Şeytana karşı Allâh ın yardımını istemek
7-İtaatleri çoğaltmak
8-Euzu-Besmele çekerek Allâh a sığınmak
9-Şeytana karşı ehlini,evladını ve malını korumak
10-Bakara suresini okumak
11-Ayetel-Kursiyi okumak
12-Bakara Suresinin 1-4.ayetlerini ve 284-286.ayetini okumak
13-Bakaranın son iki ayeti olan Amenerresulüyü okumak
14-İhlâs,Felak ve Nâs surelerini okumak
15-Günlük okunması sünnet olan duaları okumak
16-Gözü bakılması haram olana bakmaktan korumak
17-Dili haram olan konuşmalardan korumak
18-Karnı haram yememekle korumak
19-Namusu korumak
20-Eli korumak(hırsızlık,zulüm,haksızlık gibi haram olan şeyleri yapmamakla)
21-Evi korumak(melekleri rahatsız eden resimleri eve asmamak,eve besmele ve selamla girmek gibi)
22-Evden çıkar ken (Bismillahi Tevekkeltü Alallah Lâ Havle Ve Lâ Kuvvete İllâ Billâh Allahın adıyla!Allaha dayandım ve O na güvendim.Allahdan başka güç ve kuvvet sahibi yoktur) duasını okumak
23-Mescide girerken duasını okumak(Allâhüm Meftah Aleyye Ebvabe rahmetike=Ey Allahım!Rahmet kapılarını, üzerime aç!)
24-Bir yere varıldığında (Eûzü Bi Kelimâtillahit-Tâmmeti Min Şerri Mâ Halaka=
noksanı olmayan tam kelimelerle yarattıklarının şerrinden Allaha sığınırım.)
25-Sabah ve akşam üç defa(Bismillahil Lezi Lâ Yedurru Mea İsmihi Şeyun Fil Ardı Ve
Lâ Fissemâi Ve Hüves Semiul Alîm O nun ismiyle beraber ne yerde ne de gökte olan
hiçbir şey zarar veremez;O her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.) duasını okumak
26-Yolculukta ve gece olduğunda(Ya Ardu Rabbî Ve Rabbükellahu Eûzü Billahi Min Şerrike Ve Şerri Mâ Fiyke Ve Şerri Mâ Huliga Fiyke...=Ey yeryüzü ! Benimde seninde Rabbin Allah dır.Senin şerrinden,sende olanın şerrinden ve sende yaratmış olduğu şeylerin şerrinden Allah a sığınırım.)duasını okumak
27-Çeşitli duaları okumak
28-Besmele çekmek
29-Esnemeyi mümkün olduğunca geri çevirmek
30-Okunan ezanlar da şeytanı kovar
31-Devamlı abdestli olmak
32-Acziyete düşmeden ve aşırıya kaçmaksızın kaza ve kaderde olana rıza göstermek
33-Geceleri ihya etmek(teheccüt namazı kılmak,geceleyin Kur-an okumak gibi)
34-Şeytanın hoşlandığı işleri yapmamak
35-Töhmet ve şüphe uyandıran yerlerde bulunmamak
36-Rabbimizi çokca zikretmek.
ŞEYTANIN ŞERRİNDEN RABBİM'E SIĞINIRIM!
February, 2006

ALLAH(c.c)güzel isimleri

Allah,
er-Rahmân, er-Rahîm,
el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm,
el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr,
el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri', el-Musavvir, el-Gaffâr,
el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd,
el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi', el-Basîr,
el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr,
eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl,
el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi', el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd,
el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy,
el-Hamîd,
el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy,
el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir,
el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli,
el-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf,
Mâlikü'l-Mülk,
Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi',
el-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni', ed-Dârr, en-Nâfi', 
en-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî', el-Bâkî,
el-Vâris, er-Reşîd,
es-Sabûr.

 

 


ALLAH
(Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zatın özel ve en kapsamlı adı)


RAHMÂN
(Bağışlayan, esirgeyen)


RAHÎM
(Bağışlayan, esirgeyen)


MELİK
(Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi)


KUDDÛS
(Her eksiklikten münezzeh)


SELÂM
(Esenlik veren)


MÜ'MİN
(Güven veren, vaadine güvenilen)


MÜHEYMİN
(Kainatın bütün işlerini gözetip yöneten)


AZÎZ
(Yenilmeyen yegane galip)


CEBBÂR
(İradesini her durumda yürüten, yaratılmışların halini iyileştiren)


MÜTEKEBBİR
(Azamet ve yüceliğini izhar eden))


HÂLİK
(Takdirine uygun bir şekilde yaratan)


BÂRİ'
(Bir model olmaksızın canlıları yaratan)


MUSAVVİR
(Şekil ve özellik veren)


GAFFÂR
(Daima affeden, tekrarlanan günahları bağışlayan)


KAHHÂR
(Yenilmeyen, yegane galip)


VEHHÂB
(Karşılık beklemeden bol bol veren)


REZZÂK
((Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren)


FETTÂH
(İyilik kapılarını açan, hakemlik yapan)


ALÎM
(Hakkıyla bilen)


KÂBIZ
(Rızkı tutan, canlıların ruhunu alan)


BÂSIT
(Rızkı genişleten, ruhları bedenlerine yayan)


HÂFID
(Alçaltan, zillete düşüren)


RÂFİ'
(Yücelten, izzet ve şeref veren)


MUİZ
(Yücelten, izzet ve şeref veren)


MÜZİL
(Alçaltan, zillet veren)


SEMİ'
(İşiten)


BASÎR
(Gören)


HAKEM
(Son hükmü veren)


ADL
(Mutlak adalet sahibi, aşırılığa meyletmeyen)


LATÎF
(Yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip sezilmez yollarla karşılayan)


HABÎR
(Her şeyin iç yüzünden haberdar olan)


HALÎM
(Acele ile ve kızgınlıkla muamele etmeyen)


AZÎM
(Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu)


GAFÛR
(Bütün günahları bağışlayan)


ŞEKÛR
(Az iyiliğe çok mükafat veren)


ALÎ
(İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın)


KEBÎR
(Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu)


HAFÎZ
(Koruyup gözeten ve dengede tutan)


MUKÎT
(Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren, bilip gücü yeten ve koruyan)


HASÎB
(Kullarına yeten, onları hesaba çeken)


CELÎL
(Azamet sahibi)


KERÎM
(Fazilet türlerinin hepsine sahip)


RAKÎB
(Gözetleyip kontrol eden)


MÜCÎB
(Dileklere karşılık veren)


VÂSİ'
(İlmi ve merhameti herşeyi kuşatan)


HAKÎM
(Bütün emirleri ve işleri yerli yerinde olan)


VEDÛD
(Çok seven, çok sevilen)


MECÎD
(Şanlı, şerefli)


BÂİS
(Ölümden sonra dirilten)


ŞEHÎD
(Her şeyi gözlemiş olarak bilen)


HAK
(Fiilen var olan, mevcudiyeti ve uluhiyyeti gerçek olan)


VEKÎL
(Güvenilip dayanılan)


KAVÎ
(Her şeye gücü yeten, kudretli)


METÎN
(Her şeye gücü yeten, kudretli)


VELÎ
(Yardımcı ve dost)


HAMÎD
(Övülmeye layık)


MUHSÎ
(Her şeyi tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen)


MÜBDİ'
(İlkin yaratan)


MUÎD
(Tekrar yaratan)


MUHYÎ
(Can veren)


MÜMÎT
(Öldüren)


HAY
(Ebedi hayatta diri)


KAYYÛM
(Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kainatı idare eden)


VÂCİD
(Dilediğini dilediği zaman bulan bir müstağni)


MÂCİD
(Şanlı, şerefli)


VÂHİD
(Bölünüp parçalara ayrılmaması ve benzerinin bulunmaması anlamında tek)


SAMED
(Arzu ve ihtiyaçları sebebiyle herkesin yöneldiği ulular ulusu bir müstağni) 


KÂDİR
(Her şeye gücü yeten, kudretli)


MUKTEDİR
(Her şeye gücü yeten, kudretli)


MUKADDİM
(Öne alan)


MUAHHİR
(Geriye bırakan)


EVVEL
(Varlığının başlangıcı olmayan)


ÂHİR
(Varlığının sonu olmayan)


ZÂHİR
(Varlığını ve birliğini belgeleyen birçok delilin bulunması açısından aşikar)


BÂTIN
(Zatının görülmesi ve mahiyetinin bilinmesi açısından gizli)


VÂLÎ
(Kainata hakim olup onu yöneten)


MÜTEÂLÎ
(İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın)


BERR
(İyilik eden, vaadini yerine getiren)


TEVVÂB
(Kullarını tövbeye sevkeden ve tövbelerini kabul eden)


MÜNTAKIM
(Suçluları cezalandıran)


AFÜV
(Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden)


RAÛF
(Şefkatli)


MÂLİKÜ'L-MÜLK
(Mülkün sahibi)


ZÜ'L-CELÂLİ ve'l-İKRAM
(Azamet ve kerem sahibi)


MUKSİT
(Adaletle hükmeden)


CÂMİ'
(Toplayıp düzenleyen, kıyamet günü hesaba çekmek için mahlukatı toplayan)


GANÎ
(Her şeyden müstağni, kendi dışında her şey O'na muhtaç)


MUĞNÎ
(Zenginlik verip tatmin eden)


MÂNİ'
(Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere engel olan)


DÂR
(Zarar veren)


NÂFİ'
(Fayda veren)


NÛR
(Nurlandıran, nur kaynağı)
 
 


HÂDÎ
(Yol gösteren, murada erdiren)


BEDÎ'
(Eşi ve örneği olmayan, sanatkarane yaratan)


BÂKÎ
(Varlığının sonu olmayan)


VÂRİS
(Varlığının sonu olmayan)


REŞÎD
(Bütün işleri isabetli ve hedefine ulaşıcı, irşad edici)


SABÛR
(Çok sabırlı)

tin suresi/التين

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ

 

وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ

 

وَطُورِ سِينِينَ

 

وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ

 

لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ

 

ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ

 

إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ

 

فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدِّينِ

 

أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ

 

"Tîn", dağ adı veya incir demektir. Bürûc sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 8 (sekiz) âyettir.

 

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. İncire, zeytine,

2. Sina dağına ,

3. Ve şu emîn beldeye yemin ederim ki,

4. Biz insanı en güzel biçimde yarattık.

5 .Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına attık.

6. Fakat iman edip sâlih amel işleyenler için eksilmeyen devamlı bir ecir vardır.

7. Artık bundan sonra, ceza günü konusunda seni kim yalanlayabilir?

8. Allah, hüküm verenlerin en üstünü değil midir?

February, 2006

Hakikat damlaları

Bizim Allah’la irtibattan daha öte herhangi bir güç kaynağımız yoktur.
* * *
Büyük ya da küçük kendini bir şey zannedenler kaybetmeye namzettirler.
* * *
Kulluk, niyet ve davranış bütünlüğüne ulaşmanın unvanından ibarettir.
* * *
Ahireti hesabına endişesiz yaşayanın akıbetinden korkulur.
* * *
Sadece O’na kul olmak lazım. Bir köleniz olsaydı siz onun başkası için de köle olmasına razı olur muydunuz!?
* * *
Sağlam bir itikatla Allah’a sığınınca hallolmayacak hiçbir mesele yoktur.
* * *
Laubali arkadaşlar ve gayr-i ciddi ortamlar insan için en büyük tehlike sayılmalıdır.
* * *
İstiğna kadar insanı güçlü hale getiren ve güven vaad eden başka bir zenginlik kaynağı gösterilemez.
* * *
Nefsin nefesini kesmezseniz nefis ve şeytan bir gün keser sizin nefesinizi!
* * *
Kendi iyiliklerinin hafızı olmak marifet değildir.
* * *
Her günah başka bir günah için bir referanstır.
* * *

Ahiretle dünyayı avlamaya çalışmak dine karşı ihanet, Allah’a karşı da saygısızlıktır.
* * *
‘Estağfirullah’a yatırım yapmak için söylenen tevazu ifadeleri birer zımnî yalandan ibarettir.
* * *
Bazı meselelerde aldanmayı, başkalarını zulme uğratmaya tercih etmelisiniz.
* * *
Münafıkların bahşişi sönük bir gülücüktür.
* * *
Mü’min övülmeyi sövülme gibi görmelidir.
* * *
Sabr-ı cemil, sıkıştığın zaman içini Allah’a dökmendir.
* * *
İnsanları sırat-ı müstakime çağırmada hal önemlidir.
* * *
Kimde olursa olsun, azıcık samimiyet bir başarı vesilesi olabilir.
* * *
Allah’ım, Sen’den sadece Sen’i istiyorum.. Sen’den hoşnudum. Benim ihtiyacımı da Sen biliyorsun.
***
Gelin; hep beraber biraz ızdırap dilenelim.
***
N’olur Allah’ım, huzurunun mehabetini kalbime duyur!
***
Bugün dünyanın başka şeye değil kendisini dinine adamış birkaç deliye ihtiyacı var. Siz onlara “dinin delileri” de diyebilirsiniz.
***
Entellektüel, sadece aydın insan demek değildir; o, aynı zamanda bir aksiyon insanıdır.
***
Allah’ım, Seni bilebilmem için marifetimi ve aşkımı artır!
***
Kusura mazeret arama kusuru katlama demektir.
 
**Bu Hakikat damlaları Muhterem Fethullah Gülen Hoca efendinin eserlerinden derlenmiştir**
January, 2006

BOYKOT İSRAEL!!

MESCID-I AKSAYI KORUMAYA CALISAN FILISTINLI BIR MÜCAHID....(yukarida)

VE COCA COLANIN DEGISIK YAHUDI BÖLGELERINDEKI REKLAMI:....Üstteki yazinin tercümesi:.(We're moving to a new location!!!= Artik yeni yerimize tasiniyoruz!!!)

Diğer yerin tercümesi:(Drink coca cola support ısrael)"ISRAEL E DESTEK OLMAK ICIN  COCA COLA IC!!!!!"""

 

Yahudi asıllı, gelirinin bazen bir kısmını bazen de tamamını İsrael'e vererek, Filistindeki vahşetin ve insanlık dışı o katliamın ortaklarından birisi de Coca Cola şirketidir. Üzülerek belirtmek gerekiyorkı; O şirketinde ayakta durmasını sağlayan yine biz müslümanlarız. Yani içtiğimiz her şişe cola ile Filistindeki kardeşimize bir mermi atmış oluyoruz bir nevi.

 Hala hiç utanmadan, çekinmeden Coca Cola içen Müslümanlar...!

TAKDİRLERİNİZE BIRAKIYORUZ....

boycott israel

           BOYCOTT ISRAEL          

 EY MÜSLÜMAN...! 
DEĞERİNİ BİL... KENDİNİ KÜÇÜLTME... BENİM BOYKOT ETMEMLE NE OLUR DEME SAKIN HA..! UNUTMAKİ, YERYÜZÜNDEKİ MÜSLÜMANA SIKILAN MERMİLER, AŞAĞIDAKİ ALDIĞIN ÜRÜNLERİN GELİRİ İLE YAPILMAKTADIR...

Ve unutma ki; BUNUN HESABINI ÖBÜR ALEMDE VERECEKSİN.
Ve unutma ki; SIRA SANA DA GELEBİLİR...
Ve unutma ki; FARKLI MEKANDA YAŞADIĞIN İÇİN BU MERMİLER SANA SIKILMIYOR...!

İSRAİL'E DESTEK SUNAN ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER
Filistin'li çocukların masum insanların katili Şaron'un destekçilerinin listesini aşağıda bulacaksınız. Tabiki bu kadarla sınırlı değil. Bunların mallarını tercih edip etmemek sizin vicdani sorumluluğunuz...

İSRAİLİ VE YANDAŞLARINI BOYKOT ET!

KATLİAM HATIRASI

KATLİAM HATIRASI!  
 

 

 POWELL SAYMAYA DEVAM EDEDURSUN, SARON ISİNİ BİTİRDİ BİLE!!!!!!!

Yağmur

İNSANLARA SUNULAN BİR NİMET : YAĞMUR

Her yıl gökyüzüne buharlaşan ve tekrar yeryüzüne yağmur olarak düşen su miktarı “sabit”tir: 16 milyon ton. Bu sabit miktar, Kuran’da “belli bir miktar su”yun gökten indirilmesi olarak haber verilmektedir.

"O Allah ki gökten bir ölçü ile su indirir." (Zuhruf Suresi, 11)

Her an milyonlarca metre küp su, okyanuslardan atmosfere, oradan da karalara taşınır. İnsan yaşamı, ancak bu dev su dolaşımı sayesinde sürebilmektedir. Eğer bu dolaşımı biz organize etmeye kalksaydık, kuşkusuz Dünya'nın tüm teknolojisini biraraya getirsek dahi başaramazdık. Ancak buharlaşma yoluyla, hayatımızın birinci şartı olan su, bize masrafsız ve zahmetsiz bir biçimde verilmektedir. Her yıl okyanuslardan 45 milyon metre küp su buharlaşır. Buharlaşan su, bulutlar haline sokulup rüzgarlar vasıtasıyla karalara taşınır. Böylece her yıl 3-4 milyon kilometre küp su, okyanuslardan karalara, yani bize ulaşmış olur.

Kısacası, bizim hiçbir şekilde dolaşımını kontrol edemediğimiz ve onsuz birkaç günden fazla yaşayamayacağımız su, bizlere özel olarak gönderilmektedir. Kuran'da, bunun insanın "şükretmesi" için en açık işaretlerden biri olduğunu Allah şöyle haber vermektedir:

"Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?" (Vakıa Suresi, 68-70)

YAĞMURUN BİR ÖLÇÜYE GÖRE İNDİRİLMESİ

Kuran'da, Zuhruf Suresi'nin 11. ayetinde yağmur, "ölçü" ile inen bir su olarak şöyle tarif edilmektedir:

"O Allah ki gökten bir ölçü ile su indirir." (Zuhruf Suresi, 11)

Gerçekten de yağmur yeryüzüne şaşmaz bir ölçü içinde inmektedir. Yağmurun sahip olduğu ölçülerden birincisi düşüş hızıyla ilgilidir. Yağmur damlasıyla aynı ağırlık ve büyüklükteki bir cisim 1200 metreden bırakıldığında giderek hızlanacak ve yere yaklaşık 558 km/saatlik bir hızla düşecektir. Eğer yağmur damlası da bu yükseklikten aynı şekilde düşecek olsaydı, bu durumda tüm ekinler tahrip olacak, yerleşim alanları, evler ve arabalar hasar görecek, insanlar gerekli tedbirleri almadan yürüyemeyeceklerdi.

YAĞMUR SUYUNUN TATLI OLMASI

Bilindiği gibi, yağmur suyunun kaynağı buharlaşmadır ve buharlaşmanın %97'si "tuzlu" okyanuslardan olmaktadır. Oysa yağmur suyu tatlıdır. Yağmurun tatlı olmasının sebebi Allah'ın koyduğu başka bir kanundur. Bu kanuna göre, su, ister tuzlu denizlerden, ister mineralli göllerden, ya da çamurların içinden buharlaşsın yanında başka hiçbir yabancı madde taşımaz. "Biz, gökten tertemiz su indirdik..." (Furkan Suresi, 48) hükmü gereği, duru ve tertemiz bir biçimde yere iner.

Kuran'da, yağmurun "tatlı" oluşuna da Allah şöyle dikkat çekmektedir:

"Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?" (Vakıa Suresi, 68-70)

"...Size tatlı bir su içirmedik mi?" (Mürselat Suresi, 27)

"Sizin için gökten su indiren O'dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız." (Nahl Suresi, 10)

YAĞMURUN ÖLÜ BİR BELDEYİ CANLANDIRMASI

Kuran'da Allah, yağmurun "ölü bir beldeyi diriltme" işlevine birçok ayette dikkat çeker:

"...Biz gökten tertemiz bir su indirmekteyiz. Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için." (Furkan Suresi, 48-49)

Yağmurun, canlılar için kaçınılmaz bir ihtiyaç olan suyu yeryüzüne bırakmasının yanında bir de gübreleme özelliği vardır.

Denizlerden buharlaşarak bulutlara ulaşan yağmur damlaları, ölü toprağı "canlandıracak" bazı maddeler içerirler. Bu "canlandırıcı" özellikli yağmur damlalarına 'yüzey gerilim damlaları' adı verilir. Yüzey gerilim damlaları, biyologların deniz yüzeyinin mikro katmanı dedikleri üst kısımda oluşurlar; milimetrenin onda birinden daha ince olan bu yüzeysel zarda, mikroskobik alglerin ve zooplanktonun bozulmasından gelen pek çok organik artık vardır. Bu artıkların bazıları, deniz suyunda çok az bulunan fosfor, magnezyum, potasyum gibi elementleri ve ayrıca bakır çinko, kobalt, ve kurşun gibi ağır metalleri seçip ayırarak, kendi içlerinde toplanırlar. Yeryüzündeki tohum ve bitkiler, yetişmeleri için gereksinim duydukları çok sayıdaki madensel tuzları ve elementleri işte bu yağmur damlalarında bulurlar.

Kuran'da, bir başka ayette Allah bu olayı bize şöyle bildiriyor:

"Ve gökten mübarek (bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik." (Kaf Suresi, 9)

Yağışlarla toprağa inen bu tuzlar, verimi artırmak için kullanılan geleneksel gübrelerin bazılarının (kalsiyum, magnezyum, potasyum v.b.) küçük örnekleridir. Bu tür aerosellerde bulunan ağır metaller ise, bitkilerin gelişiminde ve üretiminde verimlilik artırıcı elementleri oluştururlar.

Kısacası, yağmur önemli bir gübredir. Fakir bir toprak, yalnızca yağmur aracılığıyla gelen bu gübrelerle bile, yüzyıllık bir süre içinde bitkiler için gereken tüm elementleri kazanabilir. Ormanlar da, yine bu deniz kökenli aerosoller yardımıyla gelişir ve beslenirler. Bu yolla, her yıl kara parçalarının toplam yüzeyi üzerine 150 milyon ton gübre düşmektedir. Bu doğal gübreleme işleyişi olmasaydı, Dünya üzerinde çok daha az bitki olacak, hayat dengesi bozulacaktı. www.kuranmucizeleri.com

Yüce Rabbimiz’in belli bir miktar suyu gökten indirmesi, bu suyun içilebilecek tadda olması, ölü bir beldeyi canlandırması şüphesiz O’nun bize verdiği büyük bir nimettir.

“Görmüyor musun; gerçekten Allah, gökyüzünden su indirdi de onu yerin içindeki kaynaklara yürütüp-geçirdi. Sonra onunla çeşitli renklerde ekinler çıkarıyor. Sonra kurumaya başlar, böylece onu sararmış görürsün. Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor. Şüphesiz bunda, temiz akıl sahipleri için gerçekten öğüt alınacak bir ders (zikr) vardır.” (Zümer Suresi, 21)

ALLAH(c.c)

                                                                                     

                                                                                            

 
 

Müslüman Allah'ın Adını Coşkuyla Anar

"Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır..." (Araf Suresi, 54) ayetinde buyrulduğu gibi, bizim Rabbimiz Yüce Allah'tır. Herşeyin Yaratıcısı'dır. Herşey üzerinde vekildir. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin tek sahibidir. O'ndan başka ilah yoktur. Ayetlerde ise Rabbimiz olan Allah'ın üstün ve yüce olduğu şöyle bildirilmektedir:

... İşte sizin Rabbiniz Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne Yücedir. O, Hayy (diri) olandır. O'ndan başka İlah yoktur; öyleyse dini yalnızca Kendisi'ne halis kılanlar olarak O'na dua edin. Alemlerin Rabbine hamd olsun. (Mümin Suresi, 64-65)

İman edenlerin yaşamları boyunca üzerlerindeki yükümlülüklerden biri de tebliğ yapmak, yani Allah'ın varlığını ve birliğini tüm insanlara anlatmak, onları hak dine davet etmek, iyiliği emredip, kötülükten menetmektir. Bu şerefli sorumluluğu yerine getirirken Müslümanların izlemesi gereken yolun ne olduğu ise Kuran'da ve Peygamberimiz (sava)'in hayatında açıkça görülmektedir. Müslüman her zaman olduğu gibi tebliğinde de samimi ve halis olmalı, hidayeti verecek olanın Yüce Allah olduğunu unutmamalıdır. Allah'ın adını anmadan, Allah'ın varlığını ve birliğini anlatmanın mümkün olmayacağı ise açıktır. Müslümanlar Allah'ın varlığını, Rabbimiz'in Kuran'da Kendi üstün sıfatlarını bildirdiği şekilde ve üslupta anlatmalıdırlar. Rabbimiz'in yüce sıfatları Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi, 255)

Allah'ın varlığını ve birliğini anlatan bir Müslüman'da görülmesi gereken bir diğer özellik de coşkulu, tutkulu, içli ve derin Allah sevgisidir. Bir ayette iman edenlerin en çok Allah'ı sevdikleri şöyle bildirilmektedir:

İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür... (Bakara Suresi, 165)

Tüm bunlara rağmen Allah'ın adını anmaktan kaçınan, çeşitli muğlak ifadelerle kendini ve çevresindekileri aldatan, üstelik bunu din adına yaptığını zanneden zihniyetin büyük bir yanılgı içinde olduğu bellidir. Bu gerçeği göz ardı etmenin veya bu gerçekten kaçmaya çalışmanın bir faydası yoktur. Kuran'da bu zihniyete sahip kişiler şöyle uyarılmışlardır:

İşte bu, sizin Rabbiniz Allah'tır; herşeyin Yaratıcısı'dır; O'ndan başka İlah yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz? (Mümin Suresi, 62)

NAMAZ

MÜSLÜMANIN HAYATINDA NAMAZ İBADETİNİN ÖNEMİ
 

İman sahibi bir insan ibadetlerine gösterdiği titizlikle kendini belli eder. Allah (cc)’ın farz kıldığı namaz, oruç, abdest ibadetlerini yaşamı boyunca şevkle sürdürür. Allah (cc) salih Müslümanların ibadet şevkini pek çok ayetiyle haber vermiştir. Bu ayetlerden biri şu şekildedir:

Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir. (Rad Suresi, 22)

Namaz, müminlere hayatları boyunca sürdürmeleri emredilen, vakitleri belirlenmiş bir ibadettir. İnsan unutmaya ve gaflete düşmeye müsait bir varlıktır. İradesini kullanmayıp kendini günlük olayların akışına kaptırırsa asıl dikkatini vermesi ve aklında tutması gereken konulardan uzaklaşır. Allah (cc)'ın her yönden kendisini sarıp kuşattığını, her an kendisini izlediğini, işittiğini, yaptığı her şeyin hesabını Allah (cc)'a vereceğini, ölümü, cennetin ve cehennemin varlığını, kaderin dışında hiçbir olayın meydana gelmeyeceğini, karşılaştığı her şeyde, her olayda bir hayır olduğunu unutur. Gaflete düşerek, hayatının gerçek amacını aklından çıkarabilir.

Günde beş vakit kılınan namaz ise, bu unutkanlık ve gafleti yok eder, müminin bilincini ve iradesini canlı tutar. Müminin sürekli olarak Allah (cc)'a yönelip dönmesini sağlar ve Rabbimizin emirleri doğrultusunda bir yaşam sürdürmesine yardımcı olur. Namaz kılmak için Allah (cc)’ın huzurunda duran mümin, Rabbimiz ile güçlü bir manevi bağ kurar. Namazın insana Allah (cc)’ı hatırlattığı ve insanı her türlü kötülükten alıkoyduğu bir ayette şöyle bildirilmektedir:

Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür. Allah, yaptıklarınızı bilir. (Ankebut Suresi, 45)

Tarih boyunca peygamberler kavimlerine Allah (cc)'ın farz kıldığı namaz ibadetini tebliğ etmişler, kendileri de hayatları boyunca bu ibadeti en güzel ve en doğru şekilde uygulayarak tüm müminlere örnek olmuşlardır. Bu konuyla ilgili ayetlerden bazıları şu şekildedir:

- Hz. İbrahim için:

Rabbim, beni namazı(mda) sürekli kıl, soyumdan olanları da. Rabbimiz, duamı kabul buyur. (İbrahim Suresi, 40)

- Hz. İsmail için:

Kitap'ta İsmail'i de zikret. Çünkü o, va'dinde doğruydu ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi. Halkına, namazı ve zekatı emrediyordu ve o, Rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı. (Meryem Suresi, 54-55)

- Hz. Musa için:

Gerçekten Ben, Ben Allah'ım, Ben'den başka ilah yoktur; şu halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl. (Taha Suresi, 14)

Hz. İsa için:

(İsa) Dedi ki: “Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana Kitabı verdi ve beni peygamber kıldı.” Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti. (Meryem Suresi, 30-31)

Mümin kadınlara örnek olarak gösterilen Hz. Meryem'e de namaz kılması emredilmiştir:

Meryem, Rabbine gönülden itaatte bulun, secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et. (Al-i İmran Suresi, 43)

Namaz hangi vakitlerde farz kılınmıştır?

Kuran'da, namazın müminlere vakitleri belirlenmiş bir ibadet olarak farz kılındığı bildirilmektedir. Ayette şöyle buyurulur:

Namazı bitirdiğinizde, Allah'ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin. Artık 'güvenliğe kavuşursanız' namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır. (Nisa Suresi, 103)

Namaz vakitleri, “sabah”, “öğle”, “ikindi”, “akşam” ve “yatsı” olmak üzere beş vakitten oluşmaktadır. Namaz vakitleri pek çok Kuran ayetinde açıkça bildirilmiştir. Bu ayetlerden bazıları şu şekildedir:

Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol, güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tesbihte bulun ki hoşnut olabilesin.” (Taha Suresi,130)

Öyleyse akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Allah'ı tesbih edip (yüceltin). Hamd O'nundur; göklerde ve yerde, günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de. (Rum Suresi, 17-18)

Allah (cc)'ın vahiy ve ilhamıyla Kuran'ı en iyi anlayan ve tefsir eden Peygamber Efendimiz de (sav) beş vakit namazın gün içindeki başlangıç ve bitiş zamanlarını müminlere tarif etmiştir. Namaz vakitlerinin bildirildiği en çok bilinen hadis-i şeriflerden biri İbn-i Abbas'ın bildirdiği hadis-i şeriftir:

"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Cibril (aleyhisselam) bana, Beytullah'ın yanında, iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincide öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldı. Sonra, ikindiyi her şey gölgesi kadarken kıldı. Sonra akşamı güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman kıldı. Sonra yatsıyı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca kıldı. Sonra sabahı şafak sökünce ve oruçluya yemek haram olunca kıldı. İkinci sefer öğleyi, dünkü ikindinin vaktinde her şeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldı. Sonra ikindiyi, herşeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca kıldı. Sonra akşamı, önceki vaktinde kıldı. Sonra yatsıyı, gecenin üçte biri gidince kıldı. Sonra sabahı, yeryüzü ağarınca kıldı. Sonra Cibril (aleyhisselam) bana yönelip: 'Ey Muhammed Bunlar senden önceki peygamberlerin (aleyhimüssalatu vesselam) vaktidir. Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır!' dedi."

Namazı huşu içinde kılmak ise Yüce Rabbimizin huzurunda O'nun heybet ve azametini kalbimizde hissederek, O'na saygı dolu bir korku besleyerek bu ibadeti yerine getirmektir. Namaz ibadetini hakkıyla yerine getirmek isteyen bir mümin, huşuyu engelleyebilecek şeylere karşı önlem almalı, namazda gereken dikkat ve konsantrasyonu sağlamaya azami titizlik göstermelidir.

Namazı dosdoğru kılmak Rabbimizi anmamız, O'nu yüceltmemiz ve bütün eksikliklerden münezzeh tutarak O'nu birlememiz için büyük bir fırsattır. Nitekim ayette Allah Kendisi'ni zikretmek için namaz kılınmasını buyurmaktadır:

Gerçekten Ben, Ben Allah'ım, Ben'den başka ilah yoktur; şu halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl. (Taha Suresi, 14)

AGD

ANADOLU GENÇLİK'TE YER ALMAK İSTEYENLER,EN YAKIN TEMSİLCİLİKLERE GİDİP ARAMIZA KATILABİLİRLER.

Anadolu gençlik

Küçükçekmece agd

 

İntifada...

İNTİFADA NASIL BAŞLADI?


İNTİFADA olarak adlandırılan filistin halk ayaklanması 7 aralık 1987 tarihinde baslamıştır.butarihte gazze bölgesinde bir yahudının kamyonetiyle filistinli işleri tasıyan bır araca carparak 4 filistinlinin ölümüne 9 filistinlininde yaralanmasına neden olan kıvılcımın alevlenmesine yol actı.islamı hareket mensubu olan gazze islam üniversitesi öğrenci meclisi üniversite öğrencilerini üniversite kampüsünde topladı.öğrenciler sehid edilen ve yaralanan filistinlilerle ilgilenmek üzere şifahastaneye gitmeye karar verdiler ve hoparlörle halkıda adı geçen hasteneye gelmeye davet ettiler.bu çağrı üzere kalabalık bir kitle hastene etrafında toplandı...işgalcı askerlerde orada toplanıp halkı dağıtmak için ateş actılar ancak insanlar dağılmayı değil direnmeyi tercih ett ve israil askerlerini tas yağmuruna tuttular..
işte bu olay intifadanın ilk atesi oldu.daha sonra olaylar ve taslı sopalı mucadeler butun filistrin topraklarına yayıldı...
İNTİFADA'YI kuran ilk meclis üyeleri filistin islamı direnişinin kısa adı HAMAS MENSUPLARIDIR.
Hamasın yanı sıra fiilen intifadanın içinde yer alan bir diğer islamıdireniş grubu İSLAMI CİHAD HAREKETİDİR..bu iki hareketin ikiside aynı kaynak tan beslenmiş ve aynı hedeflere doğru ilerlemektedir...

İNTİFADA'nın gelişme sureci ve en son geldiği nokta.....
intifada önce işgalci askerlerin taslanmasıyla başladı.tas atma işini baslangıçta kalabalık kitleler yapıyordu daha sonra bunu filistinli çocuklar surdurdu..sonra yollara barikatların kurulması,lastık yakılmasıaskeri aracların yolların kapatılması gibi eylemler gerceklestirildi...
İntifadanın 5.yılında taslı saldırı eylemleri kısmen bıçaklı saldırıya dönüştü.bu saldırıda çok sayıda işgalcı asker bıçaklanarak öldürülüp yaralandı.
6.yılında silahlı eylemler baslatıldı.intifada en sonunda basının intihar saldırısı olarak adlandırdığı istişhadi eylemlerle sürdürülür oldu.bunun yanısıra zaman zaman silahlı catışmalar toplugösteriler ve genel grevler meydana geliyordu.1995 yazındakı israil zındanlarında tutukların gerçeklestırdığı açlık grevide intifada eylemlerinden biriydi..bu eylemlere halkta buyuk destek verdi
ŞU UNUTULMAMALIDIRKI;siyonist ve işbirlikçilerinin tum engellemelerine rağmen filistin halkının kutsal direniş harekatı İNTİFADA kutsal topraklardan yahudi ve işbirlikcileri temizleninceye kadar devam edecektir.

İNTİFADAYI NASIL ANLAMALIYIZ???
direnişin,silkinişin,başkaldırışın ,'ARTIK YETER'deyişin,CİHAD'ın adıdır İNTİFADA..
seytanın aldatma çabalarına aldırmıyor ve Rabb'e kul olmakta direniyorsanız bu bir İNTİFADA'DIR.....
İnsanların cahiliye bataklığında boğulmak üzere olduğu ve şirk'e,tuğyana doğru yöneldiği bir sırada onlara elinizi uzatıyorsanız,'NEREYE BU GİDİŞ'diyerek bataklıkta boğulmalarına engel olmaya çalışıyorsanız buda bır İNTİFADA'dır...
'kan ter ve gözyası'nı kutsal bilip bu anlayıştan hareketle bedenin,ruhun ve yüreğin zekatınıverebiliyorsanız buda bir İNTİFADA'dır..
intifadanın anlamını daraltmış ve basıtleştirmişmi oluyoruz?
hayır tam aksine dar bir anlamdan geniş ve ufku acan tevhid için direnen manayı intifadaya yukluyoruz ve gercek manasıyla anlamış oluyoruz...
Ama hiçbir zaman bahsettiğimiz anlamlardan hareket ederek intifadanın istismarına vede nefsı arzulara alet edilmesine gönlümüz razı olmayacaktır.
Sadece ALLAH yolunda yapılan 'silahlı mucadele'nin adı olmasın intifada.
bir baska ifade ile İNTİFADA derken sadece silahlı mucadele ve filistinli çocukların kullandığı sapan akla gelmesin istiyoruz....
Keşmirde,çeçenistanda,ogadinde,cezayırde,mısırda,sudanda,turkıstanda,ırakta ve dunyanın bir yanında direnişçilerinde İNTİFADA olduğunu bilinmesini istiyoruz..
YERYÜZÜNDEKİ İSLAMI TÜM DİRENİŞİN ADIDIR İNTİFADA.........
ve istiyoruzki,izzetin el-kassamların,imad akellerin,küçük mus'abların,şeyh ahmed yasınların intifada atesi sönmesin.
bu tarih bilinciyle yasasın.
filistin,filistinle ortadoğu ile sınırlı kalmasın....
Her yer tasınsın filistin....
Her An'a tasınsın intifada...
Sadece 7 aralık 1987'de kalmasın
Hergün 7 aralık olsun.
HER GUN İNTİFADA
HER YER FİLİSTİN.....

 

Mevlana celaleddin rumi

 
 

 
Hz. Mevlânanın Yedi Öğüdü
1.cömertlikte ve yardim etmede akarsu gibi ol
2.sefkat ve merhamette günes gibi ol
3.baskalarinin kusurunu örtmede gece gibi ol
4.hiddet ve asabiyette ölü gibi ol
5.tevazu ve alcak gönüllülükte toprak gibi ol
6.hos görürlülükte deniz gibi ol
7.ya oldugun gibi görün , ya da göründügün gibi ol...
 

1.Act like the sun in love and compassion!

2.Act like a river in friendship and fraternity!

3.Act like the night in covering the faults of others!

4.Act like the soil in humility and selflessness!

5.Act like a dead one in anger and fury!

6.Act in accordance with the way you look!

7.Look in accordance with the way you act!

 

------------------------------------------------------------------------------

 
Gel, gel...
Yine gel.
Kafir, mecusi, putperest olsan da yine gel...
Bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değildir.
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
 

Come,come no matter what you are,

A polytheist,fire-worshipper or idolater,

Our dervish convent is not the assembly of hopelessness

Come,even though you have broken your repentance a hundred times

------------------------------------------------------------------------------

 
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

 

I saw many humans on who there were no clothes,

I saw many clothes in which there were no humans.


------------------------------------------------------------------------------
 

The one who seeks a perfect friend is alone in teh end.

 

Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır

------------------------------------------------------------------------------

 

If you want to know someone,look at his friends

 

Bir kimseyi tanımak istiyorsan, dusup kalktıgı arkadaslarına bak.

------------------------------------------------------------------------------

 

If the clouds don't cry,how can the meadows smile?

 

Bulutlar aglamasa, yesillikler nasıl guler?

January, 2006

السلام عليكم و رحمة الله و بركاته

 السلام عليكم و رحمة الله و بركاته

I HOPE THAT YOU LİKE THİS PAGE,I WİLL BE VERY GLAD,İF YOU VİSİT MY GUESTBOOK.I WAİT YOUR COMMENT

 

Bakalım kaç kişi  sayfamı ziyaret  etmiş

 Free Web Site Counter

Kaç dakikadır sayfamdasınız?

  TurkOscars Oylaması by LeoTheMaster    _FİRDEVS-İ ALA_ya ulaşmak için tıklayın!       _NUR ALEMi_hakiki aşka açılan kapıyı aralamak için tıklayınız!!   السلام عليكم و رحمة الله و بركاته 
Sevgililer Sevgilisine Güller   GüleSevdali’nin sayfasina ulasmak icin tiklayiniz!   

1 dakika içinde neler yaparız?

 

1- 1 dakikada 5 defa Fatiha suresini seri bir şekilde okuyabilirsin.Fatiha suresini bir defa okumak 1400 sevaptır.5 defa okununca bir dakikada 7000 sevap elde edebilirsin.

 2- 1 dakikada on defa ihlas suresini okuyabilirsin 10 defa ihlas suresi 3 kuran hatmine bedel sevap kazandırır .Hergün bir dakikanı ihlas suresine ayırsan ayda 300 defa senede 3600 defa ihlas okumuş olursun.Bu da 1200 hatme bedel olur.

3- Yüzüne bir dakikada Allahın kitabından bir sahife okuyabilirsin.

4- 1 dakikada kısa bir hadis ,kısa bır ayet ezberleyebilirsin.

5- 1 dakikada 30 defa kelimeyi tevhid getirebilirsin.

6- 1 dakikada 100 defa sübhanallahi ve bihamdihi dersin.Denizlerin köpüğü kadar günah da olsa bağışlanır.

7- 1 dakikada 40 defa La havle dersin cennet hazinelerinden 40 hazine elde etmiş olursun.

8- 1 dakikada 60 defa Esteğfirullah el azim dersin bağış ve affa nail olursun.

9- 1 dakikada 25 defa salatu selam söylersin 250 sevabı, 250 bagış ve 250 dereceye nail olursun. Şefaati Mustafa’ya (s.a.v) nail olursun.

10- 1 dakikada dua,tefekkür,tezekkür kalbini inceleyen itaatlerle olursun.Kalbin 1 dakikada ameli yerine göre ömre bedel olur. Hayattan bir dakika ne kadar kıymetli oysa biz hayatımızı harap,zayi etmişiz. Ömrümüzden nice yıllar akıp giderken bir dakikada kazanabileceğimiz şeylere bir bakın....

 
Photo 1 of 25

ÂhSen-Ì TA|{vÌm

Occupation
Location
Come,come no matter what you are,
A polytheist,fire-worshipper or idolater,
Our dervish convent is not the assembly of hopelessness
Come,even though you have broken your repentance a hundred times
No list items have been added yet.
There are no categories in use.